Favori yazı tipi: Kozuka Gothic Pro

kozuka kozuka2

Yaptığım işlerde her şeyin benim kontrolümde olmasını isterim. Paftamın fonu sırf Photoshop’un varsayılan background rengi beyaz olarak geldiği için beyaz olmamalı. Beyaz olması gerekiyorsa beyaz olmalı. Ya da adımı yazmak için text butonuna bastığımda sistem otomatik olarak “arial” yazı tipini seçti diye o berbat karakterlerin paftamın, dolayısıyla tasarımımın bir parçası olmasına göz yumamam.

Yazı tipi seçimi -gözlemlediğim kadarıyla üzerine çok kafa yorulmayan bir nokta olsa da- bence çok önemli. Öncelikle Türkçe karakterlerde sorun çıkartmayacak olanları bulmak gerekiyor. Sonrasında büyük-küçük harf uyumu ve kalınlık seçeneklerine bakıyorum ben şahsen. Uzun lafın kısası; flat tasarımın yükselişi, arayüzdeki sadelik arayışı, benim sadelik anlayışım, hatta ekran çözünürlüklerinin artması gibi pek çok etkeni göz önüne aldığımda kazanan Kozuka Gothic Pro oldu. Özellikle extra light’ını severek kullanıyorum diyebilirim. Nasıl bir şeye benzediğini görmek isteyenler için eski paftalarımdan mikro-kolaj hazırladım.

Making of Coffee

Geçtiğimiz sene, projelerimden birine tanıtım filmi çekmiştim: miniSPACE – video. O günden beri bu tarz videolar yapma konusunda hevesliyim.  Fakat gerek iyi bir kameramın olmayışı, gerekse ışık düzeninin yetersizliği (hangi ışık düzeni?) sebebiyle ortaya bir şey koyamadım. Ta ki bu güne kadar…

Kendime iki tane derme çatma softbox (ışığı yumuşatmak ve yönlendirmek için kullanılan zımbırtı diyelim) yapınca aldım elime makineyi ve her gün uyguladığım kahve demleme sürecini filme çektim. Youtube’da bir kaç ders Adobe Premiere Pro tutorial’ı izledikten sonra  çıkışta Sinema-Televizyon’dan diplomamı alıp bilgisayarın başına oturdum. Youtube’un ücretsiz müzik kütüphanesinden uygun parça seçimiydi, ses efektlerinin yeniden kayıt edilmesiydi, ufak tefek animasyonlardı derken ortaya bu çıktı. Beyaz ayarı ve kadrajın yamukluğu gibi konularda pek bir şey yapamadım malesef:(

İyi seyirler efendim:)

Ayakkabı – Çanta

Hotic-Perspektif

Dönemin final projesi Hotiç 2015-2016 sezonu için ayakkabı-çanta tasarımı oldu.

Hotiç’in gelişimi, 2 yıl sonra nerede olacağı, tasarım kararları, mevcut modelleri, çizgisi, kullandıkları malzemeler, üretim yöntemleri, mağaza düzenleri vs gibi verileri analiz ettikten sonra bir şeyler ortaya çıkmaya başladı. Bu konulara girmeyip doğrudan sonuç kısmına geçeceğim. Neyin nasıl olduğuyla ilgili bir belirsizsizlik oluşabilir fakat malumunuz araştırma-değerlendirme kısmı oldukça sıkıcı:)

Ayakkabıyı oluştururken referansım ayaktı (ya ne olacağıdı diyenler görüyorum). Aslında burada demek istediğim; ayakkabıdaki çizgileri ayağımızdaki yuvarlak hatları, eğrileri baz alarak oluşturduğum. Ayakkabının modelini belirleyen dikişlerin veya farklı parçaların belli bir mesafeden sonra da okunmasını sağlamak için iki farklı renk kullandım. Böylece iki birim arasındaki kontrast sayesinde her şey net bir şekilde ortaya çıkacaktı. Bağcık yerine lastiği tercih ettim çünkü ayakkabının da ekürisi çanta gibi kompakt olmasını istiyordum. Saya kısmındaki (taban haricindeki bölüm)  görsel lekelerin arka tarafa doğru yoğunlaştığını düşündüğümden, bu durumu dengelemek adına ön-taban kısmında bir şerite yer verdim. Kullandığım renklerin hiyerarşisi de oldukça önemliydi benim için. Bu sebeple lastik ve fermuara üçüncü bir renk atadım. Lastiğin piyasadaki çoğu modelde pek de tasarlanmamış olduğunu fark ettiğimden, onu da kullandığım tasarım çizgisine uygun hale getirmeye çalıştım. Onu, anlatımımı desteklenmek için kullandım diyelim… Sonrasında lastiğin geometrisini daha tanımlı bir hale getirip tabandaki patternı oluşturdum. Böylece lastiğe hak ettiğini verdiğimi düşünüyorum:)

Çantayı gelişen teknolojiyi göz önüne alarak ölçülendirdim. En çok tercih edilen (daha doğrusu; gelecekte de edileceğini düşündüğüm) ekran boyutları: laptoplarda 15-16 inç, tabletlerde 7-8 inç.  16″ Laptop, 8″ tablet ve A5 boyutunda defteri temel alarak gerekli boşlukları tasarlamaya çalıştım. Bu aşamayı üç nesneye indirmemin asıl amacı fazlalılara hayır diyerek en az olana ulaşmaya çalışmaktı. Yine de yeterince azalatamadığımı düşünmekteyim.

Durumu en konsantre haliyle anlatmaya çalışsam da biraz uzun bir yazı oldu farkındayım:) Es geçtiğim epey bir nokta var ama yapacak bir şey yok. Bu giri ile bir dönemin daha sonuna geldik efendim, yeni projelerde görüşmek üzere. Umarım.

Nostalji #01


yeşil artı

Geçen gün arkadaşlarım Temel Tasarım I final projesi maketimi getirip koydular önüme. Arşivdeki eski işlerimiz çöpe mi ne atılıyormuş, benimkini görünce kapıp getirmişler, sağolsunlar (“arşiv”in ne işe yaradığıyla ilgili ciddi şüphelerim var bu arada). 2 sene sonra biraz harap olmuş bir şekilde karşıma çıksa da eski dostun bir fotoğrafını çekeyim, kayıtlara geçsin istedim (projenin konusu neydi hatırlayamadım şimdi tam).

not: 2 yıllık tarihe nostalji diyorum çünkü ben ilkokul yıllarımı falan hatırlamam. 10-12 yaşından öncesi itörnıl sanşayn‘dır benim için. Yani 2 sene hayatımın 1/5’i gibi bir şey. Çok zaman.. (hasta kendini 10 yaşında zannediyor)

DROP – Aydınlatma Pojesi

Dönemin ikinci projesi: Aydınlatma.

Bizden belirleyeceğimiz mekan için 4 farklı aydınlatma tasarlamamız ve bu birimler arasında dil birliği sağlamamız istendi (masa, köşe, duvar ve tavan). Ben ürün grubumu salon için kurguladım. Mekan-kullanıcı analizlerleri ve sunumda kullandığım eskizler aşağıdaki görselde bulunuyor (tıklayarak tam boyutunu görebilirsiniz).

Yapmak istediğim şey; ışığı delikler yardımıyla kontrol etmekti. Öncelikle farklı boyutlarda delik büyüklükleri sunan pattern’lar yarattım. Daha sonra bu delikleri açılı şekilde açıp; istenilen yüzeyleri aydınlatırken kullanıcının gözüne ışık gelmemesini sağladım. Bu işlemi masa, duvar ve köşe birimlerine uyguladım. En kısa (biraz da yüzeysel) anlatım ile ürünlerimin özeti bu. İstenilenler dışında bir de poster ve kutu hazırladım (bunları da aşağıda bir yerlerde görebilirsiniz)

0-POSTER

1-DROP-eskiz

2-DROP-perspektif

3-DROP-kutu açılımı

4-BLOG-foto

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.